Ava Giden Avlanır… 01 Haziran 2011 Borsada yatırım yapan yerli bireysel yatırımcılara baktığımızda genelde kısa vadeli alım-satım yapan, şirket hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan hareket eden bir kitle karşımıza çıkıyor. Bu tür yatırımcı av olmasın da ne olsun...

 

İMKB’de işlem yapanların görülememesi ve takaslardaki ani değişimlerin ortadan kalkması ile bir hisse senedinde aynı gün içinde halka açıklık oranı kadar hisse sahibi olup sonrasında da satış yaparak büyük kârlar elde eden oyuncular görülmeye başladı. İşlem hacmi sığ ya da derin hiç fark etmiyor, uygun fırsatı bulduklarında alıyor ve satıyorlar, kim olduklarını KAP’tan geçen haberlerde görüyoruz. Tabii ki bu işlemlerin her zaman büyük kârlar yaratması garanti değil, büyük zararlarla da günü kapatabilirler ama bir şekilde yatırımcı hareket olan yere geliyor şu ana kadar zarar eden de pek yok. Olaya manipülasyon kavramı açısından bakıldığında, yapay piyasa, yapay talep yaratılıyor mu? Onu da biz yatırımcılar alış-satışları

göremediğimiz için bilmiyoruz; ama yetkililer araştırıyordur sanırım…

İMKB yeni ortaya koyduğu uygulama ile finansal okur-yazarlık oranının çok düşük olduğu ülkemizde ‘hisse senetlerinin günlük hareketleriyle değil de, orta vadeli beklentileri, bilançoları, haberleri ile ilgilenin, buna göre yatırım yapın’ mesajını vermek istedi. Alıcı ve satıcının kim olduğunu görmeye, buna göre alış-satış yapmaya alışkın yatırımcı ise bu uygulamaya şiddetle karşı çıktı. Aslına bakarsanız İMKB’nin de yatırımcının da haklı olduğu yerler var. Borsa artık herhangi bir spekülatör veya manipülatörün peşine takılıp büyük zararlar eden ve sonrasında borsaya küsen yatırımcı görmek istemiyor. Ancak açıklamaların-

da 'bunu yabancı yatırımcılar talep etti, biz de yaptık' dediler ve sonrasında yabancı yatırımcılar da satış yaparak hisse sahipliği oranlarını geri çektiler. Yani uygulamayla yabancılara satma fırsatı verildi gibi bir görüş ortaya çıktı. Diğer taraftan yatırımcı karakteri birkaç günde değişmediği için manipülatöre de gün doğdu. Alıyor-satıyor onu aracı kurum işlemlerinden takip edip kaçan yatırımcı kitlesini artık kaçamadan avlıyor. Yatırımcı diyor ki, biz kimin alıp kimin sattığını görmek istiyoruz, tek korunma metodumuz bu… Finansal okur-yazarlık oranı artırılmalı Borsada yatırım yapan yerli bireysel yatırımcılara baktığımızda genelde kısa vadeli alım-satım yapan, şirket hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadan hareket eden bir kitle karşımıza çıkıyor. Eskiden beri bu işin içinde olduğum için iyi bilirim, bizde yatırımcılar hisse senedinin analizini almadan değil de, aldıktan sonra yüksek maliyet ile elinde kaldığında yaparlar. Bilançosuna, haberlerine, teknik analizine sonra bakarlar. İlk alış kararları genelde hisse senedinin borsada yaptığı hareketlere göredir. Geldiğimiz noktada bu tür yatırımcı av olmasın da ne olsun. Borsa bu uygulama ile bu yatırımcıları korumak istemiş olsa da büyük çoğunluğunun parasını kaybetmesine yol açacaktır. Bir an önce bu yatırımcıları korumak için tedbirler alınmalı ve finansal okur-yazarlık seviyesinin artması için de tedbir alınmalıdır.

Diğer taraftan kısa vadeli vur-kaç peşinde olan yatırımcı, kendisi de avlanma derdindedir aslında; ama ava giden avlanır, bunun da farkında olmalıdır. Eğer borsada kumar oynama zihniyetiyle yatırım yaparsanız, sizin için kimse bir şey yapamaz. Ne SPK ne İMKB ne de BORYAD…

Halka arz seferberliğiyle beraber birçok şirket halka açılıyor. Yatırımcılar da alıp, ilk birkaç tavana satma peşindeler. Bunları

yazdıkları forumlardan okuyoruz. Hisse 3-4 tavan yapsa da düşse de memnun olmayanlar var. Yatırımcıya yaranmak biraz zordur, ben iyi bilirim. Yatırımcı hisse senedi alırken ne izahnameyi okuyor ne de bilançolara, şirket haberlerine dikkat ediyor. Sonrasında veryansın edebiliyor. Tabii bilançolar bir yere kadar; şirket yönetiminin iyi niyetli olması, geleceğe dönük hedef ve beklentileri daha önemli bizler için. Bu noktada kurumsal yönetim ilkelerine uyum ön plana çıkıyor. Bir hisse bir oy, eşit temettü… Geçtiğimiz günlerde bizim de uyarılarımızı dikkate alan bir şirketin imtiyazlı ortakları, hiçbir bedel talep etmeksizin imtiyazlarını kaldıracağını açıkladı. Bu

gelişme gerçekten önemlidir. Halka açıklık oranı bu kadar yüksek iken, ele geçirilme tehlikesi varken bunu yaptılar. Diğer şirketlerden de benzer açıklamalar bekliyoruz…

Size başka ilginç bir olayı da aktarmak isterim. Halka açılan bu şirketin ortağının küçük oğlu, bu işe pek sevinemediğini söyledi. Neden diye sordum? “Çünkü artık annemin arabasına biniyoruz, babam bundan böyle şirket arabasına binmememiz gerektiğini söyledi” diye cevap verdi. Ortaklarını borsada alıp satan, kumar oynayan yatırımcı gibi değil de gerçekten ortak gibi gören tüm şirketlere saygılarımı sunarım. 

Ali Bahçuvan